İngiltere Şaraphaneleri (Kent, East Sussex)

WSET3 eğitimi için planladığımız 1 haftalık Londra seyahatimizde, İngiltere’ye kadar gelmişken, dünyanın en yeni şarap bölgelerinden birisi olan bu coğrafyayı keşfetmekten geri durmadık.

İngiltere, her ne kadar şarapla yeni yeni küresel ısınmanın etkileriyle anılmaya başlanmış olsa da, aslında buradaki şarap tarihi çok eski. M.S. 1. yüzyılda İngiltere’yi işgal eden Romalılar yerel iklimin ve toprağın üzüm yetiştirmeye yönelik potansiyelini fark etmişler ve bölge genelinde üzüm bağları kurmuşlar. Şarap üretimi uzun yıllar bölgede devam etse de, özellikle 1. ve 2. Dünya Savaşları’nın etkileriyle birlikte şarap üretimi sekteye uğramış, ülke çapında önemini kaybetmesi ile birlikte ülkedeki üzüm bağları sökülmüş. 1970’lerde ise sektör yeniden canlanmaya başlamış. 1988 yılında Nyetimber‘ın kurulması ile birlikte inanılmaz bir ivme yakalanmış. Günümüzde ise Birleşik Krallık sınırları içerisinde 900’den fazla şaraphane bulunuyor.

Kısıtlı vaktimizi efektif bir şekilde kullanabilmek adına, English Wine Tasting Tours tur acentasından kapalı-özel bir tur rezervasyonu yaptık. Bahar ve yaz aylarında, daha uygun fiyatlara her hafta sonu açık turlar da düzenleyen bu firmadan bütün gezimiz boyunca fazlası ile memnun kaldık. Özellikle rehberimiz Justin, gezinin her anında bizimle çok ilgilendi.

Uğrama fırsatı bulduğumuz şaraphaneler ve diğer turistik gezi noktaları (Google Maps’e eklemek için tıklayınız) ile ilgili aldığımız notlar:

Wayfarer Wines

Şimdiye kadar dünyada ziyaret ettiğimiz en butik üreticilerden birisi olan Wayfarer, bir aile işletmesi. Baba Jeff Ashford’ün hayali olan bu şaraphane fikrini çocuklarıyla paylaşması ile birlikte, 2 çocukları ile birlikte bu işe girişmişler. Günümüzde yıllık 3000-5000 şişe arası bir üretime sahipler. Toplam 7 dönüm arazi içerisinde 3000 adet asmaları var. Binaları ise küçük bir konteyner gibi, inanılmaz butik. Üretim tesisleri yok, şarap üretimi süreçlerinde halihazırda olan şarap üreticileriyle çalışıyorlar.

Sadece Cuma-Pazar günleri arası açık olan bu işletmede 5 kadeh şarap ve peynir eşleştirmesi toplam 25£. Toplamda 3 beyaz (Pinot Gris, Chardonnay, Bacchus), ve 2 rose (Pinot Noir-Sek, Pinot Noir-Hafif Tatlı) şarap tattığımız bu mekanda, İngiliz şaraplarının klasik özelliklerini (yüksek asit, düşük-orta gövde) tecrübe edebilmek mümkün. Almanya’da çok meşhur olan ve soğuğa dayanıklılığı nedeniyle tercih edilen Bacchus üzümünü böylece ilk defa denemiş olduk 🙂

Tamamen çim kaplı, yeni dikilmiş Wayfarer Bağları

Woodchurch Wine

Wayfarer ile yaklaşık 5 dakikalık araba mesafesinde olan Woodchurch, gezimizdeki ikinci durağımız oldu. 3 adet köpüklü, 3 adet normal olmak üzere toplam 6 farklı şaraba sahip olan bu şaraphanede 3x50ml’lik şarap tadım menüsünün fiyatı 12.5£. Wayfarer’a göre biraz daha büyük olan bu tesisin, mükemmel manzaralı bir balkonu ve bahçesi var.

Tadım anlatımı sırasında özellikle şaraphanenin de sahibi olan Graham’ın kendi şarabına olan ilgisi ve hakimiyetine hayran kaldık. Anlatım boyunca üretim sırasındaki en ince detaylara kadar bizimle paylaştı. Şarabın ilk fermantasyonu başka tesislerde tamamlanırken, özellikle köpüklülerin olgunlaştırılma aşaması için kendi tesislerini kurmuşlar, yani üretimlerinin yarısını kendi tesislerinde yapıyorlar.

Şaraba daha deneysel yaklaşan, farklı üzümleri birlikte fermente etme gibi farklı teknikleri de deneyen bu üreticiye, vaktiniz olursa hem hoş sohbetleri hem de lezzetli şarapları için kesinlikle uğramanızı öneririz.

Balfour Winery

Bölgede gittiğimiz en büyük üretici Balfour oldu. Denizli’de bazı şaraphanelerde görmeye alışık olduğumuz, üretim tanklarının bina dışında olmasını burda da görmemizle bayağı bir şaşırdık. Yeterli alan olmamasından kaynaklı yapılan bu tasarımın buradaki problemi tabi ki sıcaklık değil, soğukluk 🙂 Şarapların olgunlaşmaya devam edebilmesi için özellikle kış aylarında ısı ayarı yapılabilen tanklar kullanıyorlar.

Mekan olarak en şık ve en büyük olan bu üreticinin sunumları ve ortamı gerçekten harikaydı.

Bir çok farklı tadım seçeneğine kendi web sitelerinden erişebileceğiniz bu şaraphaneye, özellikle İngiliz kırmızı şarabı içmek için uğramanızı kesinlikle öneririz. Güzel manzarası eşliğinde öğle ya da akşam yemeği yemek için de ideal bir mekan.

Turistik Noktalar

Sussex bölgesinde, bir çok tarihi yapı da bulunuyor. Bölgeye kadar seyahat etmişken, eğer ki vaktiniz olursa, buralara da kesinlikle uğramanızı öneririz. İngiletere’nin görece kırsal olan bu bölgesindeki manzalara biz hayran kaldık.

Battle Abbey: Fransa-İngiltere arasında gerçekleşen Hastings Muharebesi’nin gerçekleştiği alana yapılmış olan manastır, özellikle savaş zamanından bir çok kalıntıya ev sahipliği yapıyor. İçeriyi gezmenin 3-4 saati bulacağını söyledikleri tarihi alanı kısıtlı vaktimizden ötürü maalesef gezemedik. Yine de manastırı dışarıdan görmeye değdi. Ek olarak, buraya ev sahipliği yapan Battle kasabası, tam bir klasik İngiliz kasabası. İçerisinde bulunan çok eski tarihi evleri ve şirin kafeleri ile kesinlikle görmeye değer bir kasaba.

Binayı adeta yosun kaplamış

Bodiam Castle: Battle Abbey’e 15 dakikalık mesafede bulunan bu kaleyi yine vakitimizin kısıtlı olmasından ötürü maalesef sadece dışarıdan görebildik. Ortamı çok güzel olan bu kale ve çevresi görmeye kesinlikle değer.

İçeriye girecek fırsatı bulamasak da, dışarıdan bile görmesi pek keyifli bir yera

The Bull at Benenden: Öğle yemeğimizi turumuzun ayarladığı şekilde Benenden kasabasındaki The Bull isimli mekanda yedik. Klasik bir İngiliz kasabasında klasik bir öğle yemeği nasıl oluyor diye merak ediyorsanız, burası tam adresi.

Hamburger ve rose şarap çok uyumsuz bir ikili olsa da, burada fazlası ile tercih ediliyor. Kırmızı şarap yokluğundan olsa gerek 🙂

Genel Yorumlar-Notlar

  • Bölgenin iklimi sebebiyle en yaygın üretim yapılan şarap türleri beyazlar, köpüklüler ve roselar.
  • Bütün şarapların asiditesi çok yüksek, genel olarak aroma profilleri yeşil meyveler ve citrus ağırlıklı.
  • Bölgede köpüklü şarap yapan çoğu üretici, geleneksel yöntem ile üretim yapmayı tercih ediyor.
  • Bölgedeki çoğu üretici Pinot Noir üzümü yetiştiriyor. Ağırlıklı olarak köpüklü şarap yapımında kullanılsa da, çoğu üreticide rose şaraplar da görebilmek mümkün.
  • Kırmızı şarapları ise sadece çok sıcak geçen yazların sonunda üretebiliyorlar, bu yüzden her rekolteden kırmızıları maalesef mevcut değil.
  • Bağların bitki örtüsü çok orjinal. Genel olarak çok yoğun bir çim örtüsü var, süngerimsi yapısı ile inanılmaz su tutması bizi çok şaşırttı.
  • Soğuk bir bölge olduğu için Alman üzümleri çok yaygın. Özellikle Bacchus üzümünü her şaraphanede görebilmek mümkün. Dornfeller gibi kırmızı üzümler de yetiştiriliyormuş ama biz deneme fırsatı bulamadık.
  • Bağlar genelde sık dikim ve sıra aralarındaki çim örtüsü genel olarak korunuyor. 

Favori Şaraplar

İçtiğimiz en favori şaraplar ise şunlar oldu:

  1. Woodchurch Winery, Field White Bacchus, Chardonnay, 2022, Beyaz: Bacchus üzümünün aromatik profili ile Chardonnay’in daha yüksek ve yağımsı gövdesi güzel bir denge oluşturmuş. Burunda yoğun, damakta asidite-alkol dengeli, gövdesi yüksek, keyifli ve zarif bir şarap. 7.30/10
  2. Woodchurch Winery, Classic Brut NV, Chardonnay, Pinot Noir, Meunier, Beyaz: Burunda meyvemsilik ön planda, geleneksel metod üretimine göre ekmek-bisküvi-hamur işi kokuları az. Asidite normal bir köpüklüye göre çok yüksek, meyvemsiliği de aynı metot ile yapılan köpüklülere göre çok daha fazla. Dolgunluğu güzel. Aromatik şaraplar sevenler için güzel bir alternatif köpüklü şarap. 7.20/10
  3. Balfour Wines, Brut Rose, Pinot Noir, Chardonnay, Pinot Meunier, 2018 Rose Köpüren Şarap: Burunda greyfurt, limon, elma, ekşi kiraz, fresh. Rose olması ile birlikte arka plandan gelen kırmızı meyvemsi aromalar var. Köpüklülüğü ve dolgunluğu süper. Normalde rose şarap tercih etmeyecek kişilerin tercih edebileceği bir şarap. 7.15/10
  4. Wayfarer Wines, Wandering Wayfarer, Bacchus, 2022, Beyaz: Burunda oldukça çiçeksi ve yoğun bir aroma profili, hanımeli, portakal çiçeği gibi kokular. Damakta çok hızlı bitiyor fakat asiditesi yüksek ve dengeli. Damakta da burunda gelen aromaların hepsi geliyor. Mineralite yüksek. Bitişi kısa olmasa çok daha keyifli olabilirdi. 7/10

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir